“Sanatın en keskin dönüşümleri, çoğu zaman bir eşikten değil, bir aralıktan geçer.” diye düşünen Marcel
Duchamp, bu fikrinin adına da ipince: “Inframince” diyor. Marjorie Perloff’un Infrathin’i de işte tam bu
aralıkta dolaşıyor: Dil ile nesne, şiir ile düşünce, ses ile sessizlik, fikir ile duyum arasındaki neredeyse
görünmez olan o farkın peşine düşüyor.
Infrathin’de bazı deneyimler büyüyerek değil, incelerek beliriyor. Bir cümlenin omuz hizasında bıraktığı
gölge, bir al ...