Kur’an-ı Kerim’in nüzulü, insanlık kelamı için geri dönülmez bir eşik. Dilin ve hitabetin zirvede olduğu bir çağda, beşerî yaratıcılığı kendi sınırlarıyla yüzleştirerek çaresiz bırakan bu ilahi hitap, “i’câz”ı salt bir inanç unsuru olmaktan çıkarıp sarsıcı bir edebî vakıaya dönüştürdü. Dolayısıyla Kur’an’ın taklit edilemezliği tezi, artık teolojik bir dogmanın çok ötesinde; dil, beyan, nazım ve anlam ufuklarını şekillendiren muazzam bir belagat felsefesinin kurucu dinamiği.
Kur ...