Büyüsü bozulan dünyada kayıplarımız en önemli olanlardan başladı. Önce güveni, ardından sükûneti kaybettik. Çeşitli belirsizliklerle ve kendimizle baş başa kaldık ya da kendimizle baş başa bırakıldık. Dışımızdan gelen talep veya tehditlerle nasıl baş edebileceğimizi az çok öğrenmiştik. Kaynağı “biz” olana karşı bir hazırlığımız yoktu, bunu fark eden “bizden” birilerinin de durmaya niyeti yoktu.
Kendi istencimizi dayattığımız bu dünyada makbul olan, hayatı hazlarımıza indirgemekti. Art ...